etiketler: mustafa kılıç milliyetçilik faşizm Dar kalıplardan kurtulmak gerekir.
Gerçeklerle yüzleşmek …
Kuytu köşelerden çıkıp ‘küreselleşmek’ gerekir.
Hayatı anlamanın yegâne şartıdır.
Dar bakış sadece zarar getirir.
Bunun o kadar çok örneği var ki ülkemizde başımızı çevirip etrafımıza bakmamız bile yeterli.
Evet dar bakışlardan biride çağımızın vebası olan “milliyetçilik” tir.
Tabi bu cümleyi okuduktan sonra birçok insan milliyetçilik nedir biliyor musun sen?
Diye sorabilir.
El cevap: milliyetçilik dar bir zihniyetin ürünüdür.
Herkes kendine göre bir milliyetçilik modeli çiziyor.
Faşistler, sözde vatanseverler, Atatürkçüler ve cemaatler…
Bence milliyetçilik “ kendini dar bir bakış açısına sıkıştırmaktır, ötekileştirmektir” aksini söyleyecek biri varsa buyurun.
Milliyetçilik ırkçılığın süslenmiş halidir.
Ben milliyetçiyim diyen birinden hiç de insancıl bir yorum göremedim şu ana kadar.
Ne Atatürk milliyetçiliğinde…
Ne de cemaat milliyetçiliğinde…
Taraf gazetesi yazarı Ahmet Altan bir yazısında bir insan hem dindar hem de milliyetçi nasıl oluyor onu sorgulamıştı.
Değindiği en güzel nokta şuydu “İslamiyet’te milliyetçilik yoktur, ümmetçilik, insana değer verme vardır” demişti.
Ne güzelde demişti İslam ve milliyetçilik birbirine uzak olan iki şeydir.
Milliyetçi olduğun zaman İslam’dan tavizler verirsin.
Yavaş yavaş tekleştirmeye gider ve ötekileştirmeye başlarsın.
Saygı diye bir kavramı milliyetçilik ortadan kaldırır.
Yaradılan’ı severim Yaradan’dan ötürü felsefesinden uzaklaşırsın.
Bu güzelim sözü “milliyetimi severim aynı ırktan geldiğimizden ötürü” diye çevirip katledersin.
….
Ne gerek var bu saçmalıklara.
İnsana değer vermek gerekirken “ kendini dar kalıplara sokarak mahvetmenin ne anlamı var ki?
Ülkeler hızla küreselleşirken, sınırlar ortadan kalkarken “ kendimizi bu tip kalıplarla sınırlandırmamız” ne kadar mantıklı?
Artık şu ülke bu ülke vatandaşı olmak veya şu millete, bu millete mensubum diyerek kendimizi sınırlandırmaya gerek var mı?
En güzeli bu hızla gelişen ve değişen dünyada “Dünya Vatandaşı” olmak gerekir.
Ne mutlu bunu becerebilenlere…
Son Güncelleme 27 Ocak 2012 | 14:00