Anasayfa / Yazarlarımız / Mustafa Atalay / "Kötü"ye Dair…

"Kötü"ye Dair…


etiketler: mustafa atalay kötü

Orta yerinden çatırdayan bir hayat bizimkisi…

Hiçbir yerinden yama yapılmaya müsait olmayan bir pantolon kadar eski ve yırtık. Üzerine yakıştırılamayacak kadar acelece giyilmiş, rüküş bir hayat. Alınan her nefesi sokağa fırlatacak kadar vurdumduymaz bir tavrın sürüklediği bir hayat.

Bizimkisi sonu baştan gelmiş bir hayattı. İçerde yumruklanan kalpler, sökülen ciğerler ve bıçaklanan hayallerle dolu kan revan bir ortam… Ve bu ortamın yansıması, yüzlerimiz. Bizimkisi yüzümüzü kanıksayamadığımız bir hayattı. İçimiz kalkardı yüzümüze her baktığımızda. Her bir yer kan ve irin…

Bizimkisi sevginin olmadığı bir hayattı. Merhamet peşinde koşturmamız bundandı. Aradığımız merhamet gökten yağmur olarak yağdığında kaçışımıza bir anlam veremezdik bir türlü. Biz ne aradığını bilmeyen bir azınlıktık. Ne arandık, ne sorulduk, ne de arayabildik…

Bizimkisi muhabbetin kaybolduğu geniş bir handa, uzun süre yatıya kalan bir kervanın can sıkıntısına okuduğu lanet kadar sahici bir hayattı. Umutların üzerini örten toprağın, yanı başına yerleştirilen bir mezar taşı olamayacak kadar isimsiz... Biz bir çizgide kaybolmuş hayattık. Çizilen ve üstü karalanan bir hayat.  

Biz geceleri uçuşan kar taneleri kadar dondurucu sıcaklık taşıdık kalplerimizde. Dokunduğumuzu üşüttük, kimse görmedi bizim sıcak yanımızı. Felaket olduk birçok kimseye. Çocuklar sevindi bize sadece, çocuk yürekliler…

Biz bir ağlamanın esrarında kaybolan tebessümlerdik. Hayatın en olmaz yerinde düştük hayâsızca güzel gözlere. Sevgilileri en olmaz yerinden yıktık. Bir tebessüm olmanın zorluğunu defalarca taşıdık sırtımızda. Biz tebessüm hamalıydık, yüklendik tüm kaybolan tebessümleri. Biz gözyaşı toplayıcısıydık taştık, sel olduk, denize uzandık.

Biz denizdik. Ne eksik ne fazla… Düşeni boğduk, kurtulanları yarım bıraktık, uzaktan sevenleri biz de sevdik. Yakınımıza gelenler acı çektiler. Acıdılar bazen bize. Bazen kendilerine acıdılar bize bakıp. Şükürleri kıldılar halimizi. Bizimkisi şükürsüz bir hayattı…

Biz ortasından çatırdayan bir hayattık…

Her bölünen hayat gibi, tüm sevgi sözcüklerini bölüyorduk durmadan. Kırıyorduk sürekli tüm güzel hayalleri, tüketiyorduk umutları daima…

Biz bir kasırgaydık belki de. Değdiği yeri dağıtan, dokunduğunu bir girdabın içinde yokluğun kollarına fırlatan. Acımasız, savruk…

Biz aslında tüm kötülükleri üzerimize alan sahte mutluluklardık. Kimse tanımlayamadı bizi. Biz bile tanımlayamadık bizi. Sözlüklerde tanımsızlıklara boğulduk.  Biz kimdik bilemedik. Neydik çıkaramadık zihnimizin puslu cümlelerinde. Biz kötüydük, bildiğimiz tek şey buydu. Kötülendik o yüzden. Kötü bilindik. Biz her yüreğin taşıdığı kötü taraftık. Kimileri gördü temizledi bizi, kimilerini biz kirlettik durmadan. Ne kirlenmenin ne demek olduğunu anlayabildik, ne de temizlik denilen şeyin…

Biz kötüye dair konuşan birinin satırlarında esrik bir dokunuştuk şimdi, eksik yüreklere…
 

Son Güncelleme 3 Şubat 2012 | 14:50




  • Yorumunuz: