İbrahim Şamil Köroğlu
etiketler: ibrahim şamil köroğlu soğuk kar Birkaç aydır iyice yoğunlaşan toplumsal akıl tutulmasının adını doğru koyalım: Bütün mesele Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin bir türlü tamamlanamamasıdır. Bunun sorumlusu da muktedir olamayan iktidar, iktidarsız muhalefet, zayıf sivil toplum örgütleri, toplumun bizzat kendisi ve bütün bu bileşenleri harmanlayıp tekrar pazarlayan ana akım medyanın ilkesizliğidir.
Medyanın üzerinde daha fazla durmanın, bizlere, diğerler unsurların bu “suçtaki” sorumluluklarını yorumlamak için doğru bir perspektif sunacağını düşünüyorum. Zira günümüzde, medyanın toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunmaktan ziyade, başlı başına bir toplumsal sorun haline geldiğini görüyoruz.
Medyanın sebep olduğu sorunlardan ilk akla gelenlere göz atalım:
- Adalet ve özgürlük kavramlarına olan güvenin yitirilmesi.
- Ahlaki yozlaşmanın meşrulaştırılması.
- Bencilliğin, güvensizliğin ve kuşkuculuğun artması.
- İdeolojik, siyasî, milliyetçi önyargılar oluşturulması.
- İnsanlar arasında şiddetin ve saldırganlığın yaygınlaşması.
- Psikolojik sorunlarının toplumsal sorun hâline dönüşmesi.
- Sosyal çalkantıların kışkırtılması.
- Şiddet ve cinselliğin ön plana çıkartılarak sıradan tüketim malzemeleri hâline getirilmesi.
- Yanlış bilgilendirmeyle cehaletin koyulaştırılması.
Peki, çözüm ne? Medyanın olumsuz etkilerine karşı okuyucu/izleyici/dinleyici olarak ne yapabiliriz?
TV özelinde birkaç cevabım var bu sorulara.
Her şeyden önce bu konuda kendimizi aciz görmememiz gerekiyor. Bütün bir TV endüstrisi karşısında tek tek bireyler olarak bile tüketimden gelen bir gücümüz var. İzlemediğim, haberdar olmayı bilinçli olarak reddettiğim zaman beynimi ve sevdiklerimin beynini zararlı olduğu açık dezenformasyonlardan korumuş oluyorum.
Kendimizi ve sevdiklerimi olumsuzluklara maruz bırakmadığımız zaman, aslında bütün bir toplumun daha sağlıklı hâle gelmesi için de bir adım atmış oluyoruz. Böylece, TV izleme süremizi kısalttıkça farkında olmadan esaslı bir tavır geliştirmiş oluyoruz. İnternet kullanımının yaygınlaşması bu konuda bize önemli bir fırsat sunuyor.
İkinci adım bu kısıtlı sürede nitelikli programlara yönelmek, özellikle çocuklarla birlikte izlediğimiz programların içeriğine azami dikkat göstermek. Nitelikli programları izleyebilmek, her zaman okuduğumuz gazetenin dışında gazete ve dergileri de alıp okuyabilmek anlamlı ve yurttaşlık bilincinin arttığını gösteren bir tercihtir. Çünkü alternatiflere açık olmak bizi, medyanın konu ne olursa olsun, kullandığı malzemeyi (siyaset, magazin, spor, aile, din, eğitim, eğlence vs.) dönüştürmesi, kendi zihniyetine uydurması gerçeğine dirençli kılacaktır.
Tek yönlü beslenmenin ne kadar zararlı olduğunu bilen bireylerin, medyadan tek yönlü beslenildiğinde de bir tür obeziteyle karşı karşıya kalınacağını unutmaması gerekir.
Başlıktaki sorunun cevabını mı merak ediyorsunuz? Bence bu kış mevsimini kendisini medyanın yönlendirmelerinden en fazla sakınanlar sağ atlatacak!
Son Güncelleme 2 Şubat 2012 | 11:08