Hisan Zehra Kıran
- Önceki Yazıları
-
10.Ağu :
Afrikalı Çocuk köşe yazısı
-
25.Tem :
Bir Yer...
-
09.Haz :
Zaman
etiketler: hisan zehra kıran genç yazar on5yirmi5.com gençlik sitesi Bismillah...
Merhaba Afrikalı çocuk!
Ben senden çalınan rüyalarla büyüyen beyaz çocuğum.
Senin memleketinde yetişen ama tatmaya hiç fırsat bulamadığın çayı içerek soğuk kış aylarında gözlerinden çalınan ışıkla aydınlattım gecelerimi. Sen gelecek nedir bilmeden ülkenin balta değmemiş ormanlarında yaşamaya çalışırken ben babamın son model arabasında senin geleceğinden çalınıp bir varile doldurulmuş benzinle asfalt yollarda dolanmaktayım...
Ben beyaz çocuğum, yanaklarımın pembeliğini senin ömrünün baharından çaldım.
Sen her geçen gün açlıktan kararan siyah tenine saracak bir bez parçası dahi bulamazken ben bir elbisesi eskimeden diğerini alıp gardırobuna kaldıran sonra da onu hemencecik unutup başka yeni şeylere merak salan beyaz çocuğum.
Elbiselerim rengarenk olur hep, gökkuşağı gibi. Sen hiç gökkuşağı gördün mü?
Senin ormanlarında açan çiçeklerin kokusu benim ülkemden alınır hep. Sen açlık kokarsın ben senin topraklarında yetişen çiçeklerin kokusunu sürünürüm. Sen dolunayın aydınlattığı gecede hayallere dalarken ben parlayan ışıklar altında atalarının yazdığı efsaneleri okurum. Sen açlıktan hareket edecek gücü bulamazken kendinde, bana hayallerimin peşinde dur durak bilmeden koşmayı öğretirler burada, koşarken etrafına bakmamayı, ayaklarının altında ezilenin ne olduğuna umursamamayı öğretirler.
Sen yıldızlara bakarken başka şeyler görürsün ben başka… senin gözlerin başka bakar, benimki başka… Ben beyaz çocuğum, senin gözlerinin feriyle beslerim hayallerimi!
Ve sen Afrikalı çocuk...
Her geçen gün biraz daha bitkin düşmektesin. Başında ölmeni bekleyen akbabalardan habersiz bir parça ekmeğe bakmakta gözlerin. Hiç masal dinlemeden solup gittin ey çocuk! Doyasıya koşup terlemeden, oyuncak nedir bilmeden...
Doğdun ama büyüyemeden, yaşayamadan öldün sen...
Simsiyah tenine simsiyah bir yazgı yazdık. Kalbimizin karasını senin tatlı sularınla yıkadık. Sandık ki biz mutlu olursak her şey yolundadır. Sandık ki senin kara teninde saklayabiliriz günahlarımızı; ama gözlerini unuttuk Afrikalı!
O ışığı solmuş baygın gözlerinin "ben buradayım! Vicdanlarınızın aç bıraktığı Afrika'dayım ve ölüyorum!" diye haykıracağını hiç hesaba katmadık.
Şimdi beni affet desem, yorgun bedeninin cevap vermeye takati var mı?
Son Güncelleme 10 Ağustos 2011 | 15:17