Anasayfa / Yazarlarımız / Hasan Ramazan Yılmaz / Kainat Yürekli İlkelliğin Ölümü: Dersu Uzala

Kainat Yürekli İlkelliğin Ölümü: Dersu Uzala


etiketler: hasan ramazan yılmaz dersu uzula akiro kurosawa

Kurosawa’nın 1975 Sovyet yapımı Dersu Uzala filminde hayatını kaybeden bir gelenekten söz ettiğini daha önce ifade etmiştim. Buradan devam etmeden önce altını çizmek istediğim bir nokta var. Son iki başlıkta ve yazıların çeşitli yerlerinde geçen “ilkellik” kavramını orijinalite ile eşanlamlı olarak kullandığımı ve “gelenek” derken de orijinalitenin oluşturduğu bir geleneği ifade ettiğimi belirtmeliyim.

Dersu Uzala karakterinin çizdiği geleneğin ölümünü fark etmek için filmin sonuna kadar beklemesi gerekmiyor izleyicinin. Kurosawa filmin ilk sekanslarında bizi kayıp bir geleneğin peşine taktığını belli ediyor. Dersu’nun içinden çıktığı, O’nu yeniden ve ebediyen içine alan kâinatta gerçekleştirilen kıyım hissi, Dersu’yu kaybetmenin acısını yaşayan kâşif karakterinde canlanır. Jeneriğin ilk planında ormandan yükselen duman görülür, ikinci planda ise kereste atölyeleri. Vladimir Arsenyev’in aradığı, ilkelliğin, duruluğun ruhudur. Oysa Arsenyev, ilkelliğin ve duruluğun oluşturduğu geleneğin ancak hayalini kurabilmektedir.

Jenerikten sonraki ilk kareler Arsenyev’in kurduğu hayalin başladığı döneme gönderir bizleri. Bu kez ilkelliğin ve duruluğun zirve noktasından gireriz filme. Jenerikte yükselen dumanlarla birlikte görülen orman bu defa buram buram huzur kokan bir cennet kimliğine kavuşur. Kurosawa’nın çok kısa sürede izleyicinin karşısına çıkardığı bu iki farklı dünya, en uç noktada cennet ve cehennem tasavvurlarına yok açabilecek bu iki farklı âlem acaba soğuk savaş dünyasının iki kutbuna mı işaret ediyor? Ancak, kutuplardan hiçbirinin böyle bir göndermenin yücelteceği kısma tekabül edecek niteliklere sahip olmadığı da aşikârdır.
 

Rusya’nın uzak doğusu ile Çin’in kuzeyinde kalan Mançurya’daki Ussuri bölgesine topografik araştırmalar için giden bir birliğin kumandanıdır Arsenyev. Ormanın oldukça kasvetli olduğu bir gece vaktinde Dersu ile karşılaşırlar. Dersu ile tanışan Arsenyev daha girdikleri ilk diyalogda Dersu’nun kâinat yürekli hallerine tanık olur. Bölgede yapacakları araştırmaya Dersu’nun rehberlik etmesini ister. Sabah olduğunda Dersu’yu birliğin başında ilerlerken buluruz. Arsenyev, tanıştıkları ilk saatlerden itibaren Dersu’nun varlığın her türlüsüne gösterdiği merhamet ve hakkaniyetle karşılaşır. Dersu’nun ruhunu, İlkelliğin ve duruluğun hakikatini görmeye başladığı an avcı Dersu’nun avı haline gelir Arsenyev.

Arsenyev ve birliği Dersu ile yol almaya devam ettikçe canlı olanın ve yaşayanın sadece insan olmadığı hakikati ile yüzleşmeye başlarlar. Dersu’nun eşyaya yaptığı insan muamelesi birlikteki askerleri şaşırtır. Dersu suyun, ateşin ve rüzgârın canlı olduğunu ilan eder. “Ateş de bir adam. Ateş kızarsa orman günlerce yanar. Ateş kızarsa korkunç olur, su kızarsa korkunç olur, rüzgâr kızarsa korkunç olur. Ateş, su ve rüzgâr. Üç kudretli adam.” Dersu’nun, bu cümleleri kâinatın bağrına bıraktığı anda rüzgâr varlığını göstererek O’nu doğrular. Bunun ardından karşılaştıkları yaşlı adamı göstererek Dersu, düşüncenin sınırlarının varlığın sınırlarına denk olduğu anlatır.

Arsenyev araştırmanın tamamlanmasının ardından beraber şehre gitme teklifini iletir Dersu’ya. Güzel ve rahat bir yaşam vaadinde bulunur. Dersu elbette yüreğindeki kâinatı çıkartıp atmaz. Arsenyev Dersu’dan ayrılır. Ancak kısa bir süre sonra yeni bir araştırma için bölgeye döner. Dersu’yu ikinci kez bulduğunda Kâşif keşif yolculuğunda daha ileri seviyelere ulaşacaktır.

Bu yeni seferde Dersu imtihan olunurken, Arsenyev imtihanın niteliğini keşfetmeye çalışır. Mahkukatı incitmiş olmaktan korkan Dersu derin bir pişmanlık hissi ile huzursuz bir hal alır. Bu huzursuzluk yerini ıstıraba bırakır. Dersu’nun gözü görmez, kulağı işitmez olur. Kâinatı incitmiş olmanın getirdiği metafizik bir cezadır bu. Dersu’nun görmeyen gözü yaşadığı metafizik mahkûmiyetin bir göstergesidir sadece. Dersu cennetten kovulmuştur. Bu durumu anlar ve acı içinde Arsenyev’e sığınır. Arsenyev ise Dersu’nun ormandan kovuluşuna gerçek anlamını vermekten uzak kalır. Arsenyev Dersu’nun kâinatla kurduğu ilişkiyi yaşlı bir adamın hayal gücü ile sınırlarken, ilkelliğin, duruluğun ve kâinat yürekli bir geleneğin ruhunu yakalayamayacağının da işaretlerini vermektedir.

Arsenyev Dersu’yu şehre götürür. Dersu, Arsenyev ve ailesi ile yaşamaya başlar. Şehirde sistem ve kanun kavramlarının hegemonik yüzleri ile tanışır. Kâinatın bütün parçalarının asli kimliklerinden uzaklaştırılarak sahip oldukları ruhun türlü aşağılamalara maruz kaldığını gören Dersu, varlığın araçsalsallaştırılması karşısında sesini yükseltmeye çalışır. Ancak metafizik adaletin yerini materyal adalete bıraktığı bir dünyada Dersu’nun sesini duyabilecek tek bir kimse dahi yoktur. Dersu kâinatına geri dönmek ister. Ancak materyal dünyanın kurbanı olur.


 

Son Güncelleme 9 Kasım 2010 | 10:44




  • Yorumunuz:

  • halifan
    hem de coooook
    9 Kasım 2010 19:25