Firuzan
etiketler: firuzan baba oğul Hıçkırıklara boğulmasa da beter bir hıçkırık denemesi yapıyordu yüreği…
O anı kalem ölümsüzleştiremedi…
Hiçbir yere sığmayacak kadar genişti acı…
Firuzan işte tam o an “4 yaşına” dönmüştü…
Hayatında “öldü” kelimesi içinde anlamaya çalıştığı “baba sevgisini” düşündü.
O bile çok şey hissettirmişti.
Birçok kelimeye sığan “sevgiye” balta vuran anlardan biriyse hiçbir şeydi!
Oğlunu “hayırlı bir evlat olsun” diye yetiştiren babanın bakışları gözünün önünden hiç çıkmıyordu.
Masum gözüken pankartların arkasında ne olduğuna bakıyordu o baba…
Tek suçu oğulcuğuna gerçekleri anlatmaya çalışmaktı oysa!
Ama o babaya yalancı deyip hakaret ediyorlardı.
"Başına kötü şeyler gelebilir" tehdidini o babaya savuruyorlardı.
Saldırılar karşısında son sözüyse o babanın “Bırakmayacağım peşinizi”ydi.
“Çocuğumun beynini yıkamışlar, çocuğum elden kaydı, ciğerim yanıyor” diyen o babaya evladının merhamet etmemesi ne ile anlatılabilirdi ki!
Kesin doğru sandıklarını kesin kabul ettikleri doğrular ile çözüme kavuşturacağını zannedenler kesin bir gerçeği unutuyorlardı.
Hiçbir baba çocuğunun kötü olmasını istemezdi!
O babaya merhamet etmeyenlerin kimlere merhamet ettiğini çok merak eden Firuzan o oğula seslendi;
Şiddet ile düzelen bir şey göstersene bana…
Kitlelerin haklarını savunduğunu söyleyenlerin o babacığın hakkını da savunması gerekmez miydi?
Anlamsızlıkların içerisinden kurtulmak için anlamsızlaşmak ne gibi bir şeydi?
Var ile hiç arasındaki çizgide gerçek neredeydi?
Her başkaldırışın karşısında mavimiydi deniz?
Hakkı aradığını söylerken oğlu üzerinde hakkı gasp edilen babanın hakkını kim ona teslim edecekti?
Belki bu soruların hiç birine cevap vermeyeceksin!
Belki de devrimci bir genç olarak tarihe geçeceksin!
Özgürlük-eşitlik-kardeşlik sloganları ile ‘Dev’leşeceksin!
Ama o tarih içerisinde gerçek bağımsızlığı ise bir tek o babanın gözyaşlarına vereceksin!
Ve son söz…
Tek bir nokta!
Son Güncelleme 24 Kasım 2011 | 15:57