Anasayfa / Yazarlarımız / Fatmanur Demir / Buğulu Camlara Hayali Dokunuş

Buğulu Camlara Hayali Dokunuş


Fatmanur Demir

...........
etiketler: fatmanur demir hayal girdap

Hayallerime dokunmaya ramak kala kaybettim hissetme duyumu. Bir nefes alımlık, bir bakışlık ve bir çifte atışlık kadardı uzandığım mesafeler. Beklemek bir dağ gibi binmişti omuzlarıma. Sen kaldırmadın o yükü üzerimden. Acımadın bana. Süzülüp geçen günle birlikte, yeni bir kaya doldurdu dağdaki her boşluğun yerini. Hasis bir çığ gibi yuvarlandı hasretin hayallerimin üzerine. Ama ezilen yüreğim kızmadı nedense. Ezile ezile döktüm sevgi dolu nağmeleri tenimden. Yere iltimas eden tümceler yaktı karabataklıkları. Kendime bile söylemeye cesaretim olmayan kelimeler, harflerin aşkıyla el ele tutuştu benden habersiz. Ve bensiz yürüdüler gizlerin diyarına. Penceresinden bile bakmaya cesaretimin olmadığı itiraflar yurduna. Susmalar bana göreydi. Şimdi, hayallerimin ipini boynuma gerdim ve ümidimin bittiği şu anda ayağımın altındaki kürsüyü gözyaşlarımla devirdim.

Ucu açık bırakılmış umut damlacıklarının şırıltısı uyutmadı beni geceler boyu. Sabahlara dek dinledim seni, beni terk eden uykumu geri çağırma telaşındayken. Dinledim ve boşluk doldurmaca oynadım kelimelerle. Amansız ve ümitsiz bir dertti benimkisi. Ne kadar uğraştıysam da çıkmadı istediğim şifre. Dolmadı beynimdeki boşluk. Dinmedi bedenimi sarsan sıtma. Acaba’lar dört duvardan seslenirken, banane’lerle cevap vermeyi istedim her defasında. İstedim ancak dilim ağyarın emrine girmişti bir kere.

Hiç kimselere emanet etmeye kıyamadığım canımı kaybettim şimdi. Cansız kaldım, canlılar âleminde. Değiştirin benim mekânımı. Ancak toprak altında, boylu boyuna uzanmak rahatlatır sızlayan tarafımı. Arafta kalmak ölümden beter. Çekin beni canımın olduğu tarafa. Hayallerimle, kendimle cebelleşmek yüzünden sürgün edildim sebepler âleminden. Yeşil ışıkları beklerken kanadı parmak uçlarım. O yüzden sevemedim kırmızı rengini. Hazır olda durmak, birilerinden komut almak, beklemek, beklemek, beklemek…

Nice takvimler kopardı ellerim. Nice günlere yelken açtım. Sıyrılamadığım karartılı anılar kemirdi mevcut sermayemi. Damıtılmış günler kaldı geriye bir miktar. Dolu dolu günler. Toplasam ömrümün özeti olabilir ancak. İmitasyon hayatlarla kokuşmuş etraf. Hiç kimse içindeki gerçeği yansıtacak güçte değil. Çünkü küflenmiş doğrular saklı derinlerde. Ve ellerde parfüm dolaşıyor insanlık. Kokuşmuş duygularının, çürümüş benliklerinin yanında durulmazlığını güzel bir rayiha kapatabilir ancak. İkiyüzlülük… İki kat elbise. Meyvelerin iyi olanını üste koymak… Ve daha nice serkeşlikler. İşte bundandır benim geri kalmışlığım. Cahilliğim. Canımın dinmeyen hasreti…

Çözümlenemeyen ardışık duygular dalgalandı karmaşık yüreğimde. Anlatmak güç. Çözümsüzlüğün girdabında uzak kaldırımlara çarpıp yok olmayı istedim. Un ufak olmayı... Zihnimin feveran eden çığlıklarında sağır bir silleyle çalkalanmanı… Ve belki anlamanı… Kararsızlığımdan doğan baygın bakışlarımı uzaklara daldırdım. Çıkmak istemedim çelimsiz de olsa girdiğim girdap. Parmaklarım imkânsıza acı verirken, yüreğim kan yerine sessiz çığlıklar, gözlerim nazar yerine kaçamak duygular dağıttı cansız kareye doğru. Getirisi olmayan çırpınışlarla doldu gözlerim. Boşaltamadım gönlümce.

Hayallerim, gariban kaldınız gittiğiniz yerde. Köprü altı imalat ürünü değildiniz oysaki. Kaliteli yürekten, kaliteli arzular üzerine özenle dizmiştim sizleri. Ötelere salmaya kıyamam. Beceremem, haydutların karşısında eli kolu bağlı durmayı. Bana yakışmaz, içinde canım olan hayallerime namert eli dokundurtmak.

Bir çocuk saflığında kalmayı arzuladım her daim. Dünyanın kirine bulaşmamayı... Bu yüzden bataklıklardan uzak durdum hep. Paçası uzun pantolon giymedim hiç. Ve bir gelin edasıyla eteğimi toplayarak geçtim pisliğin arasından. Başkalarının kaba adımlarından sıçrayan çamurlar nokta iz bıraktı üzerimde. Ama ben hayallerimle temizledim onları. Ve hep uğraştım. Buğulu camlara yapıştı geçmişin loşluğu ve şimdinin eli boşluğu. Hâsılı, hayallerimle yaşıyorum ben. Arınmışlığın ahkâmını kesemem belki; ama duruluğun fevkine hayallerim taşıyor beni. Ve ben, inemiyorum oradan…
 

Son Güncelleme 26 Ocak 2012 | 10:38




  • Yorumunuz:

  • dr. mumtaz
    bu ne yahu saka mi?
    29 Ocak 2012 17:19
  • cemre
    bir yazı ancak bu kadar duygusal ve gerçekçi olabilir. hayallerin ve gerçeklerin kesiştiği nokta. Rabbim hayalerini gerçekleştirsin. yüreğine sağlık...
    26 Ocak 2012 13:14