etiketler: fatma gençoğlu genç yazar on5yirmi5 Mevlana ne güzel demiş; "sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol."
Düstur haline gelecek çok manalı bir ifade. İnsan sevdiği müddetçe birçok şeyin üstesinden gelebiliyor. Sabrı bile sevmeden gösteremiyoruz. Sevmek bize bahşedilmiş en güzel nimetlerden bir tanesi.
Güneş gibi sev diyor Mevlana, her şeyi, herkesi sorgusuz sualsiz sev diyor aslında. Yaradanın hatırına yaradılanı sev, sev ki yaradan da seni sevsin diyor..
Sevdiğimiz insanların insan olduğunu hatırladığımız zaman, hata yapabilme olasılıklarının da ne kadar tabii olabileceğini bilmeliyiz. Hatası olmayan kimse yoktur. En mükemmel olduğunu düşündüğümüz insanların bile hata yapabildiğini, en yakın çevremizde bile çok rahatlıkla görebiliriz.
Sevdiklerimizle ilgili bir şeyler hatırlamak istiyorsak şayet, onlarla geçirdiğimiz mutlu ve huzurlu, iyi ve iyilik dolu şeyleri hatırlamalıyız. Hatırlayınca iyi şeylerin ne kadar çok olduğunu göreceğiz.
Peki sevgimizi belli etme noktasında neredeyiz? Geçen yazımda bahsettiğim, fedakar anne ve babalarımıza ne kadar belli ediyoruz sevgimizi? Onların fedakarlıklarına layık olabiliyor muyuz acaba?
Bir şeyler o vasıflara sahip olunmadan anlaşılmıyor. Anne olmadan anneyi, baba olmadan babayı, abla olmadan ablayı anlamak kolay değil. Ama yine de yapılan fedakarlıklar görmezden gelinmemeli. Saygı şart amenna ama sevgisiz saygı tek başına bir şey ifade etmez.
Bizim için şu hayattan vazgeçecek tek varlıklar, muhtemelen annelerimizdir. Onlara var olan sevgimizi belli etmek, en yeterli gelecek gıdadır. Tatlı bir söz, bir tebessüm, sıcak bir bakış, yürekten bir sarılma ve sevgi sözcükleri... işte bunların sevdiklerimiz ve bizim için değeri paha biçilemez.
O yüzden bize verilmiş en değerli varlıklarımız olan sevdiklerimize iyi bakalım. Kaybetmeyi beklemeyelim değer bilmek için. İnsanız; kırarız, kırılırız, darılırız elbet. Ama kaybedilenlerin ardından ağlamak yerine var olanlara iyi bakalım.
Son Güncelleme 25 Haziran 2011 | 17:19