etiketler: emine uçak başbakan erdoğan Başbakan’ın "dindar bir nesil yetiştirmek hedefimiz” sözleri farklı kesimlerden farklı tepkiler alıyor. Başbakan’ın ‘bir baba’ olarak böyle düşünme ve isteme hakkı var, ama bir devlet başkanı olarak ülkeye ‘bir gençlik modeli’ sunmaması veya dayatmaması gerekir. İlk şerhim bu konuda.
İkinci ve asıl önemlisi olarak; Ak Parti’nin ‘muhafazakar demokrat gençlik’ tanımının ‘gündelik pratiklerine’ baktığımda; matah ve elzem olmayan bir durum olduğunu düşündüğüm için de karşı çıkıyorum.
Tepeye baktığımızda; Başbakan’ın yakın çevresinde ‘iyi giyimli, iyi eğitimli bir gençler ordusu var’. Hepsinin ekonomik, siyasi, politik, uluslararası ilişkiler vs gibi konularda çok donanımlı olduğu kesin. Ama söz konusu ‘insan’ olduğunda; insanın piyasadan, ekonomiden kutsal olduğu konusunda net bir bakış açılarının olduğunu söylemek zor. Ekonomik düzenin, devletin bekasının, hükümetin ömrünün hangi görüşten olursa olsun ‘insan’dan üstün gören ‘modern zaman ruhuna sahip’ bir grup çoğunluk olarak. En temel insani girişimleri bile ‘fayda ve zarar’ prensiplerine göre değerlendirme, ölçme, biçme gibi tamamen dünyevi bir bakış açısına sahipler. Bu genç ve madden donanımlı ordunun ‘gözü yaşaran’ Başbakan’ın ‘insani’ duruşunu zaman zaman olumsuz etkilediğini de düşünüyorum. Onlar için önemli olan düzenin sürmesidir, insanın hissiyatı değil. İktidar çevrelerinde insanın salt birey olarak değil ‘misyon, vizyon, birikim, statü’ gibi ölçülebilir durumlarla değerlendirmelere, kabul edilişlere mazhar olduğunu de çoğu zaman icraatlarda görüyoruz.
O halde baştan bir yanlışlık var; piyasalar, ekonomik düzen, refah seviyesi önemli konulardır, göz ardı etmiyorum. Ama bütün bunlar insan için üstünde kafa yorulması gereken durumlardır. İnsana rağmen bir refah artışının manasızlığı ortadır.
Bugünün dindar gençlerini diğer gençlerden bir iki şekilsel farkı saymazsak ayırt etmek mümkün değil. Dindar gençler de, mutluluğun yolunun tüketmek olduğu yanılgısıyla, ‘paran ve statün varsa değerlisin’ düstüruyla maddeye sarılmış durumda. Onlara sunulan yeni düzen bu çünkü. Piyasada, yeni oluşan gettolarda, ilgi gören cafelerde geçirilen vaktin bir ‘üretim’ olduğunu düşünecek kadar yanılsamalar içindeler.
Bu yüzden derdimiz sadece dindar gençlerin değil bütün gençlerin giderek maneviyattan çok maddeci bireyler haline gelmesi, edep, ahlak gibi temel ilkeleri okullardaki zorunlu din derslerinin ünite konularından ibaret saymaları olmalıdır. “Tükettiğin kadar varsın düsturu” bütün gençlerimizi, çocuklarımızı esir alıyor günden güne.
Ama bütün bunlar bir yana hükümet bir gençlik modeli dayatmaktan önce; özgürlüğü, adaleti, hukuku, sosyal devleti önemsediğini, devleti değil insanı kutsal saydığını icraatlarıyla ortaya koymalıdır bana göre. Uludere’de insani bir duruştan önce ‘tazminat’ gibi maddi bir konuyu önceleyen bir iktidarın gençlerden ‘maneviyata yatkınlık’ beklemesi, onlarla ilgili böyle bir muradının olması ne kadar doğru ve inandırıcı olabilir.?
Geçtiğimiz günlerde Fatih’teki (muhafazakarların yoğun olarak yaşadığı kabul edilen bir yerdir malumunuz) bir otobüs durağında evsiz biri soğuktan donarak öldü. Geçtiğimiz yıllarda Fatih’e çok uzak olmayan Kocamustafapaşa’da da aynı durum yaşanmıştı. Batı ülkelerine göre halen çok şükür bu örnekler çok az. Ama gittiğimiz yeri göstermesi bakımından da önemli. Muhafazakarların semtinde insanlar soğuktan donarak ölüyorsa, sorgulanması gereken bir durum vardır demektir. İnsaniyet giderek kayboluyor yok onu gördük; ama sosyal devletin, belediyenin olmadığını da görüyoruz aynı zamanda. Başbakan’ın, yerel yönetimlerin gençlik modelleri muradlarından önce ‘sosyal devlet’i gündemlerine almaları bu tip vakalar için önemli.
Dokunup geçiyorum gibi oldu ama adaletten., özgürlükten, haktan hukuktan, gençlerden söz etmişken, 5-6 aydır Tekirdağ Cezaevi’nde ‘PKK üyeliğinden’ tutuklu bulunan Muhammed Cihad Saatcioğlu’nun tahliyesine çok sevindiğimi belirtmem lazım. Cihad, artık özgür, lakin 5 aylık cezaevi çilesine sebep olan emniyet ekipleri, hukukçular ve en önemlisi yayınlarıyla onu ilk günde mahkum eden muhafazakar! medya bu konuda kendini bir sorguya çekecek mi? Mevzu budur…
Son Güncelleme 4 Şubat 2012 | 10:05