Emine Şeçeroviç
etiketler: emine şeceroviç senad haciç hac banoviç istanbul Aralık ayında Bosna’nın ufak kenti Banoviç’ten yürüyerek Hac yoluna çıkan Senad Haciç ile İstanbul’da buluştuk. Senad İstanbul'a vardıktan sonra ilk söyleşiyi bizimle yaptı.
Yürüyerek geçtiği 1600 km, kendi deyişiyle ‘buluşana kadar 1 km daha geçtim’, 1601 km’den sonra biraz dinlenmek için üç günlük mola verdiği İstanbul’da görüştük, bol bol sohbet ettik.

‘’Kendim de bugün buraya kadar gelebildiğime hayret ediyorum ama her şeyi büyük bir inanca ve isteğe borçluyum’’ diye başlıyor konuşmaya. Zaten yürürken Senad’a yetişmek oldukça zor. ‘’Bu tempoyla sen iki kere Hacca gider gelirsin’’ diyorum, inşallah diye karşılık veriyor.
Aralık’tan beri yolda olmasına rağmen Senad oldukça enerji dolu bir insan olarak karşımda oturdu ve anlatmaya başladı.
“Şimdiye kadar 60-65 gündür yoldayım. İnan bana bazen ayaklarım donmak üzereydi ama Allah öyle bir güç veriyor ki, bazen kaç kilo ağırlında olan sırt çantamı bile sanki başkası taşıyor. Bulgaristan’da insanlar bana deli ve cesaretli olduğumu söylediler. Öyleyim galiba. Ama Allah her adımımda bana yardımcı oluyor. İstanbul’a yaklaşırken bu şehir kar altındaydı, bak bugün ben buradayken güneş açtı. Sofya’da da o kadar varken ben 40 km uzaklığında güneşten yanıyordum.”
Senad’ın sadece yürüyüş temposuna değil, anlatmasına da yetişmek zor. O kadar çok anı birikmiş, o kadar çok heyecanlı ki bir konuyu bitirmeden başka konuya başlıyoruz. Tam da bu sırada, Mekke’ye her gün yaklaşmasıyla olan duygularını soruyorum. Gözleri doluyor…
“Benim tek amacım Mekke’ye ve Medine’ye varmak. Oraya girerken de sırt çantamda Bosna bayrağı ve yolda geçtiğim tüm ülkelerin bayrakları olacak. Oradan dönerken de çantamı ve Kur’anımı Mekke’de bırakacağım. Ben çantamda yemek bile taşımıyorum, seccadem var, Kur’anım.”
Türkiye’de ona olan ilgiyi soruyorum, memnun mu, bir eksikliği var mı…
“Ben yol boyunca kimseden bir şey istemedim. Ama sorana bir çift çorap versin, diyorum. Türkiye ve Türk insanına çok teşekkür ediyorum. Bana Türkiye yolu boyunca konaklamayı ayarladılar. Onun dışında da son üç günde Türk insanları elinden gelen her şeyi yapıyorlar bu yolculuğumu kolaylaştırmak için. Her ne kadar bunun reklamını yapmak istemesem de medyadan da çok ilgi var, onlara da teşekkür ediyorum. Türk insanı bir an bile üzgün olmamam için çok emek sarf ediyor, bu da benim için çok değerli. İstanbul’a cebimde 50 euro ile girdim.”
Yanımızda bir de, Türkiye’de yaşayan eski Boşnak göçmenlerinden, Hilmi Erdem Bey var. Senad kendisinden kardeşim olarak bahsediyor, ‘o benim buradaki üçüncü elim, sadece Allah ikinizi gönderdi bana’ diyor.
İnsanlara nasıl bir mesajı olur diye soruyorum, ‘başkalarına mesaj vermek haddime değil’ diye başlıyor ve devam ediyor.
“Yolculuktan önce de Allah’ın büyüklüğünü biliyordum. Bugün insanlara yaşanan savaşlar, soykırımlar, seller, depremler mesaj olmalı. İnsanların Allah’a inanca daha çok, dolar ve euroya daha az önem vermelerini isterdim. Çünkü nerede Allah’a inanç daha fazla varsa, o kadar çok da zenginlik artar. Allah zenginliği yasaklamıyor ama, öncelik ne olacak ona dikkat etmeliyiz.”
Genelde arayanların neyi merak ettiğini sorduğumda, gülümseyerek ‘nereye kadar geldiğimi’ diye cevap veriyor.
“ Arayıp da ‘Senad başın ağrıyor mu, ıslandın mı diye az kişi soruyor. Ama herkesten Allah razı olsun. Ne zaman soğuğa yakalansam, yorgun düşsem Mekke ve Medine’yi düşünüyorum. O zaman da mutluluktan ağlıyorum. Aslında ben ağlamıyorum, göz yaşlar kendiliğinden akıyor.”

Senad’la aslında saatlerce oturduk, konuştuk, yazacak çok şey daha var. Ama çok uzatmadan Senad’ın büyük ricasını yerine getirip, özel bir selamını iletmek istiyorum.
“ Sayın Erdoğan, Sayın Gül ve Sayın Davutoğlu’na özel selamlarımı göndermek istiyorum. Belki de haddim değildir onları selamlamak ama, valla içimden böyle geçiyor. Çünkü onları Srebrenitsa’da gördüm, Bosna’da gördüm. O Srebrenitsa annelerinin yanında gördüm. Londra’ya, Paris’e gitmek Sheraton’da kalmak kolay. Ama onlar Srebrenitsa’ya da geliyorlar. İşte onun için onları tüm kalbimle selamlıyorum.”
Senad,Salı gününe kadar İstanbul’da olacak, ondan sonra ise Ankara’ya doğru yola çıkacak. Ankara’dan sonra Kayseri, Maraş derken Suriye’ye varmayı planlıyor.
Allah bu kutsal yolculuğunda ona yardımcı olsun.
Son Güncelleme 19 Şubat 2012 | 12:52