etiketler: bülent soylu genç yazar on5yirmi5 gençlik sitesi istanbul Bebekleri uyutan masallarda, öğrencilerin tarih kitaplarında, kutsal kitapların nadide cümlelerinde, büyük şairlerin anlam yüklü mısralarında tekrarlanır Onun güzel adı.
İstanbul
Boğazı süsleyen ahşap yalılar, büyüleyen saraylar ve de muhteşem mabedleriyle süslü şehrimiz, eski haşmetli estetik görüntüsünden çok uzak, gri bloklar arasına sıkışıp kalmış adeta.
Binalar Don Kişot'un önüne dikilen yel değirmenleri kadar sevimsiz.
Yüzlerce penceresi olan lahitler gibi.
Gri gölgeler arasında yaşamını sürdüren bu şehrin insanları, İstanbul'un yüzyıllardır omurgasını oluşturan "eski" yapıtlarına turistik gezilerden öteye gidemiyor.
Yeni inşa edilen yapılar residans adı altında insanlara sözüm ona yaşam merkezi şeklinde sunuluyor.
Soruyorum; onlarca katlı bir beton binada yaşamanın neresi ayrıcalık?
Yüzlerce milyar verilerek bu ayrıcalıkları kullanıma sunan gri yaşam merkezleri, sahip oldukları güzel kentin mavi tonlarını göremiyor mu?
Yeşili ve de maviyi aynı paydada buluşturan bu kalabalık şehre nefes aldıracak projeler yapmak çok mu zor?
Şehrimiz hem modern hem de ilkel metotlarla sürekli çarpık gelişiyor. Bu güzel kenti acımasızca cebimize göre şekillendirip duruyoruz.
Vücudumuza farkettirmeden yapışıp kalan keneler gibi, bu çarpık manzara da ruhumuza o kadar tenefüs etmiş ki; bizden alıp götürdüklerinin farkında bile değiliz.
Şehirlerinde bilinci ve de yüreği olur derler.
İstanbul bu durumdan çok mutsuz sanki. Eteklerindeki bu çirkin görüntüye tahamülü yok görünüyor adeta.
Eteklerini sallayarak altımızda gergin duran fay hattını harekete geçirmeden, bu şehir için bir şeyler yapmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.
"O"nu daha fazla küstürmeden.
Son Güncelleme 3 Ağustos 2011 | 14:05