museviiranreformistabddış müdahaleclintonahmedinejatnükleerdursunoğlu
17 Şubat 2012
Bülent Şahin Erdeğer'in Röportajı
Batı'nın nükleer yakıt satmadığı İran, kendi ürettiği yakıt çubuğunu Tahran'daki Araştırma Reaktörü'ne yükleyerek bu alandaki son başarılarını dünyaya duyurdu, İsrail ve ABD'nin nükleer silah peşinde olmakla suçladığı İran, nükleer enerji ve teknolojide elde ettiği başarılarını dün tüm dünyayla paylaştı. İran'ın kendi ürettiği yeni nesil santrifüjler, nükleer yakıt ve tedavisi zor hastalıklar için geliştirdiği ilaçlar, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ve diğer yetkililerin katılımıyla açıklandı. İran'ın son hamlesini İran konusunda uzun yıllardır araştırmalarıyla tanınan
Alptekin Dursunoğlu'yla değerlendirdik...
A
hmedinecad Nükleer enerji konusunda gövde gösterisi şeklinde bir açıklama yaptı. Nükleer enerji konusunda yeni bir adım attıklarını açıkladı. Bunun önemi nedir? Bu adım uluslararası ilişkiler açısından önemli bir adım mıdır?
Tahran’da bir araştırma reaktörü var. 2010 yılında İran, bu reaktörün yakıtı olan zenginleştirilmiş uranyumunun tükenmekte olduğunu belirterek Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan bunu satın almak istediğini söyledi. Ajansta yer alan Fransa ve Amerika da bunu satın alma yerine takas yoluyla temin et dediler. İran da takas olayını kabul etti ve çünkü takas edilmesi durumunda ne olmuş olacak nükleer gücü artık kabullenmiş olacak. Çünkü uluslararası bir ticaret yapmış oluyorsun bununla ilgili. Fakat bunun üzerine Amerikalılar ve Batılı ülkeler takas olacak ama, İran’ın elindeki yüzde 3 zenginleştirilmiş uranyuma karşılık %20 zenginleştirilmiş uranyumu biz vereceğiz ama bu eş zamanlı olunca İran topraklarında olmayacak.
Türkiye’de olması bir dönem tartışıldı?
Türkiye ile Brezilya işte bu devrede araya girdi. İran Türkiye ve Brezilya’nın arabuluculuğu üzerine Türkiye’ye güvendiğini söyledi ve takas Türkiye’de gerçekleşecekti. İran bunu kabul ettikten sonra Amerika bunun kabul edilmesine rağmen o meşhur 1929 tarihli Güvenlik Konseyi kararını çıkardı ve ağırlaştırılmış güvenlik kararlarını uyguladı. Şimdi İran’da dedi ki madem anlaşmaya uymuyorsunuz ben de bunu kendi imkanlarımla zenginleştiririm. Onlar İran'ın söyleiklerini blöf olarak kabul ettiler.
Yapamaz dediler ama o yaptığını gösterdi…
Ben bunu kendi imkanlarımla, kendi tesislerimde üretebiliyorum mesajı verdi. Önemi budur. Ben sizinle uluslararası işbirliği yapmak istedim, benimle nükleer konularda müzakere yapacaksanız işbirliği üzerinden müzakere yapalım. Sen nükleer silah yapacaksın bunu kaldır tehdidiyle gelmeyin, bu benim yasal hakkımdır diyor. Dolayısıyla üretilen bu % 20 oranında zenginleştirilmiş çubuk şu an Tahran’daki nükleer araştırma reaktörüne de kondu, İran uranyumu kendi tesislerinde % 20 oranında zenginleştirildi. Bu aynı zamanda İran’ın nükleer zenginleştirme kapasitesini göstermesi bakımından bu önemli bir gösterge olmuş oldu.
Peki bundan sonraki süreçte karşıdaki aktörler nasıl bir hamle yapabilirler? Yaptırımları çoğaltabilirler mi?
Batı’nın en son oynadığı kart nedir, petrol ambargosu. Yani İran’ı yalnızlaştırmak. Bundan sonraki tek yaptırım seçeneği askeri seçenektir. Ama askeri seçenek de çare değil. Çünkü bunun reaksiyonu, İsrail ve Amerikalılar’a ödeteceği bedel çok daha fazla olur. Amerika’nın yeni başkanlık seçimlerinden sonra bu mesele de bir rutine binmeye doğru gidebilir. Çünkü artık bunun geri dönüşü yok.
Bir müzakere seçeneği daha güçlü gözüküyor o zaman…
Olay şu, Tahran diyor ki, “Ben müzakerelere açığım, gel müzakere yapalım.” Ama müzakerenin mantığı şu değil, şu zenginleştirmeyi durdur, nükleer tesislerini askıya al, bu değil diyor, “Bu benim yasal/meşru hakkım” Mesajı veriyor
Askeri amaçla nükleer enerji geliştirme konusunda sanırım olay düğümleniyor?
Askeri amaçla kısmı da şu, galiba Amerika’nın iddiasından ibaret. Yani ajansla İran ilişkisini kesmiş değil ki ajansın denetçileri orada var. Ajansın raporları sürekli gidiyor. Ajansın kameraları orada 24 saat çekim yapıyor. Yani İran’ın kendisini denetlemeye kapatması gibi bir durum söz konusu değil ki.
Müzakerelerdeki ana konu askeri enerji üretme konusunda mı olacak?
Müzakere işi hikaye, olabilecek bir şey üzerinde müzakere edilir. Birisi diyor ki sen nükleer silah yapabilirsin dolayısıyla bunu durduracaksın. O da diyor ki bu benim hakkım ve ben bunu durdurmuyorum, ben buna devam edeceğim. Dolayısıyla müzakere etmenin bir karşılığı yok. Ben müzakereye açığım, neyi müzakere edebiliriz zenginleştirme konusunda benim ürettiğim yakıtla, seninkinin ticari takasını vs. yani teknik hususlarla ilgili müzakere edebiliriz. Ama bana gelip de işte sen bu tesislerini kaldır üzerinden gelirsen, ben bu müzakereyi kabul etmem diyor İran. Bence de bu müzakere değildir, bu dayatmadır.
Özellikle İsrailli diplomatlara yönelik bir dizi saldırı oldu. Bunun öldürülen İranlı nükleer fizikçinin intikamı olduğu gibi bir tablo çıktı ortaya. En azından kamuoyunda böyle yorumlar yapılıyor. O saldırılarla bu nükleer görüşmeler arasında bir bağlantı olabilir mi?
Öldürülen İranlı bilim adamlarının failleriyle ilgili olarak İran bunu Siyonist rejimin hesabına yazıyoruz demişti. Bu konuda da gereken cevabı vereceğiz demişti açık olarak. Ancak bu olay Hindistan ve Gürcistan’daki olayları üstlenmedi İran, biz yaptık gibi bir açıklama yapılmadı. Yapmadık dedi aynı İsrail’in takındığı tavrı takındı. İsrail, bilimadamları konusunda ne yaptık dedi ne de yapmadık dedi. Saldırıların arkasında İran da olabilir ama olmayabilir de. Ben şimdi olayın şeklinden hareketle bir motosikletli, mıknatıslı bir şey. Gerçekten bu İran’ın mesajı da olabilir, bu da olmuş olabilir İsrail bir oyun çevirip bunu bir mizansenle yapıyor da olabilir. Bu işleri sadece, izlenen haberlerle çözümlemek mümkün değil. Ama ihtimal yok mudur, güçlü bir ihtimal vardır. Tersi olamaz mı o da mümkün. O anlamda ben bir şey söyleyecek durumda değilim.
Şu an İran iç politikasında ilkeciler var, reformistler var bir de Ahmedinecad kesimi var. Şimdi bu üç kesim arasında bu nükleer anlaşmalar, nükleer konu nasıl bir tehdit unsuru, Amerika’nın tehdidi var. Onları yakınlaştırıyor mu aralarında nasıl bir fark var? Nasıl yaklaşıyorlar?
İran’da bu nükleer meseleyle ilgili veya ülkenin milli bütünlüğüne, geleceğine yönelik herhangi bir dış tehdide karşı o konuda bütün saflar, ihtilaflar ortadan kalkar, burada da öyledir. Toptan karşı devrimci tipler vardır onlar her halükarda her şeye karşı. Ama burada saydığım üç etkin grup da zaten İran milleti bunlardan oluşur, bunların üçünün de bu anlamda karşıtlığı yok. Reformcuların eleştirileri neye yönelik eleştiridir, bu işin yönetim tarzına yönelik eleştiridir.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Rahim Meşşai aday olacak mı?
Yok canım onun şansı yok zaten. Onun defteri dürüldü. Meşai de bitti, Ahmedinecad da siyaseten bitti. Bundan sonra bir şansları yok...
Çok teşekkür ediyoruz bize vakit ayırdığınız için.
Ben teşekkür ediyorum on5yirmi5.com’a başarılar diliyorum...
on5yirmi5.com
Ekran : Web | Mobil Versiyon : İran Blöf Yapmıyor!