Risale-i Nur'un sadeleştirilmesi nasıl olmalı?


Risale- Nur'u 97'de ilk sadeleştiren İsmail Mutlu, yıllardır insanların Risalellerin sadeleştirilmemesinden dolayı rahatsızlık duyduklarını söyledi.

risale-i nursadeleştirmeismail mutluufuk yayınlarımutlu yayıncılıklemalar

1 Şubat 2012

Zuhal Erkek'in röportajı

Nur cemaati içerisinde bugünlerde en çok tartışılan konulardan bir tanesi Risale-i Nur Külliyatı'nın sadeleştirilmesi. 1997'de ilk defa Risale-i Nur sadeleştirmesi gerektiğini söyleyenlerden biri de İsmail Mutlu. Bu sadeleştirmenin Risalelere daha vakıf olunmasını sağlayacağını dile getiren Mutlu, kendilerinin ana nüshaya bağlı kalarak bu sadeleştirmeyi yaptıklarını ifade ediyor.

 İLK SADELEŞTİRME YAPTIĞMIZDA MAHKEMELİK OLDUK

 Risale-i Nur'u ilk sadeleştirdiğinizde nasıl tepki almıştınız?
"Biz 1997'de bu sadeleştirilmiş eserleri yayınlamaya başladık. İlk defa Hanımlar Rehberi'ni, ardından Gençlik Rehberi'ni çıkardık. 14 yıl geçti aradan bütün külliyatı tamamlandı, sadeleştirilmiş olarak. Yüzde doksan müspet oldu. Çünkü insanlar yıllardır bu eserlerin sadeleştirilmemesinden rahatsızlık duyuyorlardı. Okumak istiyorlardı, okuyamıyorlardı doğal olarak. Bu insanlara oku oku anlarsın demek inandırıcı gelmiyordu. Bizim yaptığımız müspet oldu. Zaten müspet tepkiler olmasa, biz bunu 14 yıl devam ettirip, bitiremezdik. Üstad'ın yakın talebeleri bizi, bu çalışmamızdan dolayı mahkemeye verdiler. Bazı nur talebeleri bu eserlerin okunmaması konusunda ambargo uyguladılar. "

LEM'ALAR'DA ORİJİNAL METİN AÇIKLANMAMIŞ

Ufuk Yayınları sadeleştirilmiş Risale-i Nur çıkarıyor. Hiç okudunuz mu? Nasıl değerlendiyorsunuz?

Bizler orjinal metni koruyarak sadeleştirme yapıyoruz. Risale-i Nur'un orjinal metninin karşısına sadeleştirilmiş halini, aşağıya da açıklamasını koyuyoruz. Ufuk Yayınları'ndan çıkan Lemaları  kötüleme değil de tespit adına söylüyorum. Ufuk'tan çıkan eserde sadeleştirme adına sadece "Lemalar" denmiş. Böyle bir şey okuyucuyu da yanıltmaya yönelik oluyor. Orijinal metni açıklamak da gerekiyor. Onlar da bir nevi çalışma yapmışlar. Burada bir itirazımız olacaksa şuna olur; bu kitap "Türkiye'de ilk defa böyle bir çalışma yapıldı" diye sunuyorlar. Aslında bizim çalışmalarımızdan haberleri var. 14 yıl oldu. Biz şu anda Risale-i Nur Külliyatı'nı bitirdik. 14 yıl oldu, 38 cilt var bizde. Yaptıkça yayınladık. Başka ilahiyat çalışmalarım olduğu için bütün ağırlığı bu alana veremedim. Şu anda tamamlandı. "Divan-ı Harbi Örfi" gibi Said Nursi'nin diğer eserlerini de sadeleştirdik.

RİSALE, LATİN ALFABESİNE TEPKİ OLARAK ARAPÇA YAZILDI

Risale'yi yalnızca Osmanlıca'sından okuyan ve yazan anlayış ta var. Bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bediüzzaman hazretlerinin çok güzel bir sözü var "eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal" diye. Bediüzzaman tepki olarak Osmanlıca yazmıştır, çünkü insanlar bir gecede cahil bırakıldı. Buna bir tepki olarak Osmanlıca yazmaya devam ediyor. Latin harflerine mesafe koyuyor. Aradan yaklaşık bir 20 yıl geçtikten sonra eserlerini Latin harfleri ile yayınlıyor. O kardeşlerimiz buna uzun yıllar devam ettiler. Bu bir anlayış meselesi, buna da bir şey demiyoruz. Risale-i Nurlar ille de Osmanlıca yayınlanacak ve okunacak diye bir anlayışa karşıyız. Birileri Osmanlıca yazar, Osmanlıca okur; illa bu Osmanlıca okunacak ya da anlaşılacak denmesi yanlıştır. Nitekim bunu savunan arkadaşlarda uzun zaman sonra Latin harfleriyle meal yayınladılar. Sonra da Latin harfleri ile Risale yayınlıyorlar. Bir tarafa Osmanlıca'yı koyuyorlar, bir tarafa Latin harfler ile yazılanları koyuyorlar. "Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal" güzel tespitdir. Eskiyi geri getiremeyiz. Taviz verme anlamında demiyorum. Yeni bir hal varsa, suları tersine akıtamayız. Bu bizim yaptığımız da, bu temele dayanıyor. İnsanlar geçmişte Osmanlıca'yı biliyordu, şimdi de öğrensin, anlasın demek, eski hali talep etmek imkansızdır. Yeni bir hal yeni bir zaman, her zamanın yeni bir hükmü var. Zaten o tarihte yazılan tüm eserler sadeleştirildi.

VAHİY TERCÜME EDİLİYORSA İLHAM DA TERCÜME EDİLEBİLİR

Risale-i Nur'un sadeleştirildiğinde asıl metninden uzaklaşacağı söyleniyor. Bu doğru bir yaklaşım mı?

Kur'an vahiydir, Risale-i Nur ilhamdır, onun  için karşı çıkılır sadeleştirilmeye. Vahiy tercüme ediliyorsa, ki binlerce kez tercüme edilmiştir. En az Türkçe'de bile 100 tane tercüme var. Kur'an-ı Kerim tercüme ediliyorsa, her kitap tercüme edilebilir. Risale-i Nur'lar 70 dile tercüme edildi. Tercümelerde mana kaybına uğruyor, çok iyi muhafaza edemiyorsunuz. Çünkü her dilin kendine göre eksiklikleri var, bir dilden başka dile tercüme mana kaybına yol açıyor. Bizim yaptığımız çalışmada mana kaybı az denecek kadar azdır. Çünkü biz, orijinal metni koruyoruz. Üstad'ın üslubuna dokunmuyoruz. Yeniden cümle kurmuyoruz. Başka sadeleştirmeler gibi, üslubu aynen koruyoruz, kelimeleri değiştiryoruz. Mana kaybına uğrayacak, terim manalı kelimeleri sadeleştirmiyoruz. Dip notumuzda açıklıyoruz. Sadeleştirmeye karşı çıkanların bazıları görmeden karşı çıkıyor. Halbuki bizim yaptığımız çalışmalarda mana kayması çok azdır. Ufuk Neşriyat'a dönersek, orijinal metin yoktur. Okuyucunun test etme imkanı yoktur.

RİSALE-İ NURLARI EKSİK YAYINLANIYOR


Sadeleştirilmiş Risale-i Nur Örneği

Risale-i Nur'u yayınlayan 7-8 kitabevi var. Bunların bazıları eksik ve değiştirerek yayınlıyorlar. Bizim yaptığımız çalışmanın bir özelliği de, bütün yayın evlerinin nüshalarını karşılaştırıyor olmamız. Fark varsa, -ki oluyor- biz bu farkları dip notta teker teker açıklıyoruz. "Şu yayınevinin şurası eksik, şu kelime böyle değiştirilmiş" diye ekliyoruz. Bu yaptığımıza da tepki değil, takdir geliyor. Tam metin arayanlar bizim kitaplarımızı alıyorlar. Risale-i Nur'u ulu orta konuşuyorlar.

Bazı risaleleri yayınlamıyor gibi söylentiler var, bu yalan. Bazıları yayınlanmamış doğru. Ama bazıları var ki, kulaktan dolma bilgi. 5. şua 7. sözü, risaleleri yayınlayan yayın evleri neden yayınlamıyor? Halbuki 5. şuayı bütün yayın evleri yayınlıyor. Ama sistemi farklı; çünkü 5. şua 1,2,3 ve 4'den sonra gelmiyor. Ama vatandaş  bilmediği için yayınlanmadığını zannediyor. Bizim bu yaptığımız çalışmayla neler yayınlanmış, neler yayınlanmamış belli oluyor ve topluma bilinç veriyor. Çünkü piyasada bazı kulaktan dolma, şöyle Risale-i Nur kitabı vardı Nur talebeleri bunu yayınlamadı gibi yalan haberler var.

Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

TIKLAYIN!
241580

on5yirmi5.com

Ekran : Web | Mobil Versiyon : Risale-i Nur'un sadeleştirilmesi nasıl olmalı?
Yorum için üyelik zorunlu değildir
  • sezer
    üstad birgün bir risalenin telifini yaptığın da ankarada ki bir matbaa da tab ettirmek için talebesini gönderiyor talebesi üstad buna nokta koymayı unutmuş diyerek risaleye nokta koyuyor ve döndüğün de üstadın yanına girer girmez talebesine altına birde imzanı atsaydın diye cevap veriyor talebesi şaşkın bir şekil de üstadım unuttunuz sanmıştım diyerek koydum noktayı cevabını veriyor üstad ise kardeşim bu ne senin malındır nede benim bu kuranın malıdır diyerek cevap veriyor gerisini siz düşünün.
    5/12/2012
  • mevlut
    Yorumunuz kriterlerimize uymadığı için yayınlanmamaktadır
    5/6/2012
  • süleyman
    Fethullah Hoca Efendi iyi insandı. Hoş hizmetleri vardı.Kimse bunlara bir şey demiyor. Ama bu son sadeleştirme olayında eğer bu cemaati bu seviyeye getirmeye vesile olan Hoca efendi gerçekten yaşıyorsa(şüphelerim var.ABD de olduğu için her şey akla geliyor) bu kadar Abdullah Yeğin abi'nin Sungur Abinin konuşmaları, hatta bu işi yapanları lanetlemeleri karşısında bir şeyler söylemeliydi. Akla şu ihtimaller geliyor;
    4/9/2012
  • süleyman
    1. Ya Hoca Efendinin yerine çoktan benzerini koydular. Arkasından gelen cemaati kontrol etmek istiyorlar. 2. Ya şuur noktasında aciz bıraktılar, istediklerini ona yaptırıyorlar veya razı ettiriyorlar. Çünkü Risale-i Nur'a şimdiye kadar dinsizlerin yapamadığı tecavüzü Hoca Efendinin cemaati içinden ,Birileri, yapıyor. Her nasılsa buna ne içten ne dıştan müdahale edilemiyor. Bildiğimiz Hoca Efendi buna bu kadar lakayd kalmaz, bir şeyler yapardı. Demek ya yapamıyacak kadar aciz bırakıldı. Ya da..... cemaati başsız kaldı. Tezgah kurulmuşsa en ince detayına kadar kurulmuştur.Minareyi çalmaya cesaret eden, elbette kılıfını da hazırlar sanırım!
    4/9/2012
  • ilker
    yaa!said bu hizmet tarzından biraz taviz ver sana günde bir milyon mürit kazanacaksın deseler vallahi ben bu hizmet tarzımdan az da olsa taviz vermeyeceğim diyen çokluğu kemiyeti önemsemeyen ihlaslı sadakatli keyfiyeti önemseyen bu eserlrin sahibine ve varislerine saygı duymak lazım geliyor
    4/5/2012
  • müge
    şu anki zamanda okuyup anlayabilmemiz için sadeleştirilmesi şart eski dili anlayamıyruz.
    4/2/2012
  • metin
    üstadın rızası varmı? varisleri var onların rızası varmı? eğer yoksa şefkat tokatlarını hatırlayınız...
    3/29/2012
  • adınızEDİP
    LOKMAYI AĞZIMA ATSAM ÇİĞNESEM SONRADA SİZİN AĞZINIZA KOYSAM HOŞUNUZA GİDERMİ ACABA BEY EFENDİ
    3/1/2012
  • bilal
    Sizin isminizi sadelestirsem yahudi israil manalari yuklesem israiliyet nedir anlarmisiniz gonlunuz razi olurmu
    2/20/2012
  • FATİH
    İNCİLKİTABINI NASILTAHRİBEDDİLER.SESIZDERİSALEİ.NUR.U.MU.,TAHRİB,EDİTORSUNUZ
    2/14/2012
  • H.K.
    RİSALE-İ NUR OKUMA RİTARETÜRÜNÜ BİLEN İNSANLAR SİZLERDEN DAHA İYİ BİLİYOR VEDE RANT HESAPLARINIZI SİZE HAVALE EDİYORLAR. BUNUDA SADELEŞTİRECEK GELECEKTEKİ CAHİL İNSANLAR.
    2/10/2012
  • ahmet
    risalei nuru sadeleştirmek iddiası bu hizmete azim bir cinayettir.
    2/9/2012
  • ali
    Latin harfli eserlerde bulunmayan (istisnalar olabilir) 18. Lem'aya bakın ve -Hz. Ali'nin işaretiyle- Üstadın hangi hattı savunduğu ve hangi hatta bid'a dediğine şahid olun
    2/7/2012
  • murat
    osmanlı türkçesi daha derin anlamlı ve etkili.Biz ingilizce çeviri yapmıyoruz ki.bırakın okumak isteyen bizahmet öğrensin kültürünü...
    2/4/2012
  • jasmine
    asıl sizlerin bu ülkeye kazandıracak birşeyi yok..eğer birşey kazandırmak isterseniz açında okuyun...
    2/2/2012
  • ali
    cumhuriyet düşmanlarının bu ülkeye vereceği birşey yoktur.okunmasın iyi olur
    2/1/2012
Aktif anket bulunmuyor